İstanbul Sosyalist Gençlik Dernekleri - SGD Bitlisin Tarihçesi
İstanbul Sosyalist Gençlik Dernekleri - SGD Bitliste Spor
  Duyurular :
18-19 mayıs tarihlerinde BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ kampüs alanında türkiyenin çeşitli yerlerinden gelen öğrencilerin tartışmaları, atölye çalışmaları, alternatif ders denemeleri olacaktır. program sabah saat 10'da başlıyor. II
Açılış Sayfam Yap II Sık Kullanılanlara ekle
İstanbul Sosyalist Gençlik Dernekleri - SGD Untitled Document
Menüler
Anasayfa
Sgd Hakkında
Forumlar
Biyografi
Haberler
Foto Galeri
Videolar
Ziyaretçi Defteri
Bildiri ve Afişler
Araştırma Yazıları
Makaleler
İletişim
Anket
İstanbul Sosyalist Gençlik Dernekleri - SGD Gençliğin en büyük sorunu sizce nedir?
Eğitim
İşsizlik
Yozlaşma

Hava Durumu
BITLIS BITLIS
Linkler
Ezilenlerin Sosyalist P.
www.atilim.org
www.sgdf.biz
www.ankarasgd.org
www.izmirsgd.org
www.ozgurradyo.com
teoridedogrultu.org
emekcimemur.com
www.egitimsen.org.tr
www.disk.org.tr
www.kesk.org.tr

Untitled Document
Yılmaz GÜNEY Nazım Hikmet Ran Deniz GEZMİŞ Ernesto CHE GUEVARA
İbrahim KAYPAKKAYA Mahir ÇAYAN    


Yılmaz GÜNEY



Soyadı Pütün olan Yılmaz Güney, 1 Nisan 1937'de Adana'nın Yenice köyünde doğdu, 9 Eylül 1984'te Paris'te öldü. Bir işçi ailesinin yedi çocuğundan biriydi. İlk ve ortaöğrenimini Adana'da tamamladı. Öğrenimi sırasında ailesinin maddi zorlukları yüzünden pamuk işçiliğinden, gazoz ve simit satmaya kadar birçok işte çalışmak zorunda kaldı. Ardından Kemal Film ve And Film şirketlerinin bölge temsilciklerinde çalıştı. Aynı zamanda öyküler yazıyor, edebi birikimini artıyordu. Ankara Hukuk Fakültesi'nde okurken yönetmen Atıf Yılmaz ile tanışması da mesleğinde ilerlemesi açısından önemli bir basamağı oluşturur. Atıf Yılmaz'ın desteğiyle sinema çalışmalarına da başlar.
1959 yılında Atıf Yılmaz tarafından çekilen Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik filmlerinin senaryolarını yazar ve aynı zamanda oyuncu olarak katkıda bulunur. Karacaoğlan'ın Karasevdası'nda da yönetmen yardımcılığına kadar yükselir. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum olur.

İki yıl sonra kaldığı yerden işe devam eder. Daha çok ikinci sınıf serüven filmleriyle haşır neşir olur. Bu filmlerde karşımıza çıkan “Anadolu çocuğu” karakterinin ezilen, hor görülen ancak suskun kalmayı kabul etmeyen, baskıcı otoriteye direnen yapısı, bu tiplerle kendini özdeşleştiren kesim tarafından kolayca sevilir. Güney'e Çirkin Kral lakabının yapıştırıldığı bu dönemde öyküsünü kendisinin yazdığı ve Lütfi Akad'ın yönettiği Hudutların Kanunu adlı filmdeki doğal ve abartısız oyunculuğu gerçeklikten son derece uzak Yeşilçam sinemasında da bir farklılaşmanın başladığının göstergesidir.

Gerçek anlamda ilk kez 1967'de yönetmen koltuğuna oturan Yılmaz Güney, 1968 yılında önemli sayılabilecek ilk filmi Seyyit Han'ı çeker. Doğu topraklarındaki bir sevda öyküsünü anlatan bu film, üslubu açısından olumlu tepkiler alır. Hemen ardından Aç Kurtlar ve Bir Çirkin Adam'ı çeker. 1970'e gelindiğindeyse Türk sinemasında önemli bir yere sahip olan Umut adlı film seyirciyle buluşur.
‘Umut', eski faytonu, gücü dermanı kalmamış atıyla nüfusu kalabalık ailesini geçindirmeye çalışan, ağır yaşam koşullarının zorlamasıyla giderek çıkmaza giren, bir trafik kazasında atını kaybettikten sonra önce faytonunu, başarısız bir soygun denemesinin ardından da elinde neyi varsa satan, sonra da define aramaya koyulan Cabbar'ın öyküsünü anlatır. Güney'in kendi yaşamından da izler taşıyan bu film, öykünün durduğu yer ve anlatımının gerçekçiliği bakımından çizgisini hemen belli eder. Adana Altın Koza Film Şenliği'nde en iyi film seçilen, sansür kurulu tarafından yasaklanması ertesinde Danıştay kararınca gösterime giren ‘Umut', burada olduğu kadar, yurtdışında da ilgiyle karşılanır.
1971 yılında üç filminin birden (Ağıt, Acı ve Umutsuzlar) Adana Altın Koza Film şenliğinde dereceye girmesi böyle bir şeyin ilk olması bakımından şaşırtıcıdır, ancak onun yeteneğini bilenler için tam tersidir.

1972 yılında siyasi olaylara karıştığı gerekçesiyle tutuklu kalan Güney, Boynu Bükükler adlı romanını yeniden yazıp Boynu Bükük Öldüler adıyla yayımlar. Kitap, 1972 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazanır.

Tutukluk döneminin bitmesi sonrasında, 1974'te bir başyapıt sayılan Arkadaş'ı çeker. Birbirinden uzak düşen iki üniversite öğrencisinin, aralarındaki toplumsal uçurumların farkına varmaları ve ilişkilerinin giderek zayıflamasının anlatıldığı film, ülkemizdeki ‘kültür şoku'nun da bir belgesi gibidir. Yılmaz Güney'in Adana'da Endişe adlı filmi çekerken karıştığı bir olay sırasında bir yargıcı vurarak öldürmesi uzun bir hapishane hayatının başlangıcı olacaktır.

Yine de o sinemadan kopamaz. Senaryolar yazmaya, üretmeye ve hep üretmeye devam eder. Senaryolarından biri Zeki Ökten tarafından Sürü adıyla sinemaya aktarılır ve bu film, yurtiçinde ve yurtdışında birçok ödül alır. Ökten'in çektiği Düşman'ın ardından Gören'in kamera karşısına geçtiği Yol gelir.

1981'de cezaevinden yurtdışına kaçmayı başaran Yılmaz Güney, Yol'u yeniden çeker ve film bu kez 1982 Cannes Film Şenliği'nde büyük ödülü Costa Gavras'ın Missing'iyle paylaşır. Yılmaz Güney yurda dönme çağrılarına uymaması sebebiyle 1983'te Türk yurttaşlığından çıkarılır. Aynı yıl Fransa'da Le mur (Duvar) adlı filmi çeker, ancak film pek ilgi görmez. Ve ertesi yıl kanser nedeniyle yaşama veda eder.

Yılmaz Güney, senaryosundan kurgusuna kadar sinemada yetkin olmayı beceren ender yönetmenlerden biridir. Sürekli farklılık arayışı içinde olması, yapıtlarındaki şiirsellik ve zengin görsellik onu ayrıcalıklı kılan yanlarıdır. Lütfi Akad'ın özgün bir anlayış getirdiği Türk sineması Yılmaz Güney'in filmleriyle yeni bir aşama kaydetmiştir. Detay zenginliğine sahip, realist, olanakları en uygun biçimde kullanan ve toplumsal olayları özümseyen filmlerdir bunlar. Yılmaz Güney sineması ‘sinemacılar kuşağı' olarak bilinen genç kuşak yönetmenleri de yönlendirmeyi başarmıştır. Onunla başlayan ve ‘Yeni Sinema' olarak adlandırılan bu dönemde Türk sineması dünyaya açılma olanağı bulmuş, onu takip eden genç yönetmenler yurtdışında kayda değer başarılar elde etmişlerdir. Yapıtlarıyla gerek yurtiçi gerekse yurtdışında birçok ödül kazanan Yılmaz Güney, sanatın diğer dallarında verdiği eserleriyle de pek çok kişinin gönlünde önemli bir yere sahiptir.


İstanbul Sosyalist Gençlik Dernekleri - SGD İstanbul Sosyalist Gençlik Dernekleri - SGD Untitled Document
Röportaj

Halil SAVDA
Son dönemdeki gelişmeler, Kürt sorununun çözümü, vicdani ret ve askerlik üzerine sorularımızı vicdani retçi Halil Savda’ya sorduk…
Etkinlik Takvimi
P S Ç P C C P
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Makaleler
Mahir Çayan - Kadir Has
Ey Türk Halkı!
Devrimci kimdir? Ne iş yapar?
1 Mayıs 2007
Devrimcinin Vasiyeti
Arama Motoru


Ziyaretçi Defteri
seda demir(hakkari)
kısa ve öz yazmak istiyorum yaşasın özgürlük yaşasın kürt ve türk kardeşliği
efkan(izmir)
önclikle herkese slm sosyalizm denen o müthiş değişime bir tuğlada bizler koyabilirsek ne mutlu bize ve bu uğurda canını feda edenlere
ERDEMSGD(istanbul)
ne 6 mayıslar unutuldu ne kanlı 1 mayıslar nede kızıldere gibi niceleri kim demiş SOSYALİZM öldü biz yasıyoruz ya zorbalara karşı dimdik ayaktayız birlikte güçlü ve dimdik hazırız meydanlar bizimdir yaşaşın içimizdeki devrim heyecanı kahrolsun kapitalist uşakları
ismail kelep-che(istanbul)
arkadaşlarım yoldaslarım hepinizi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklıyorum..daha dün odtü ye almadığımız faşistler basımıza cumhur baskanı olmuş.artık sesimizle beraber sözümüzüde yükseltmenın zamanı gelmedimi???
HARUN SONMEZLER(İSTANBUL)
siteyi cok begendim ! YASASİN TAM BAGİMSİZ TURKİYE !
Oku    Yaz

İstanbul Sosyalist Gençlik Dernekleri - SGD Bitlishaber.net Bitlis'in ve Bitlis'linin yeni adresi.

Copyright © 2007 İstanbulsgd.org
Mail Adresimiz info@istanbulsgd.org